Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Randevu Alma

 

Bağcılar Devlet Hastanesi online randevu alma

99.705 views

Doktorlar şoke oldu

Prof. Dr. Ali Ünal: ‘Yeni teknoloji ile yüzde 50 uyumlu ilikten nakil yapılabilecek’ dedi.

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hematoloji-Onkoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Ünal, yeni teknoloji hücre ayırım cihazları ile reaksiyon yapabilecek hücrelerin ayrılıp faydalı olan hücrelerin hastaya verileceğini belirterek, artık hastalara yüzde 50 uyumlu ilikten nakil yapılabileceğinin müjdesini verdi.

ERÜ Tıp Fakültesi Hematoloji-Onkoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Ünal, doku grubu uygun olmayan ilikten de hastalara nakil yapılabileceğinin müjdesini verdi. Ünal, “Kemik iliği naklinde özellikle donör bulma konusunda çok büyük sıkıntılar yaşandığı için bu konuda yıllardır yapılmakta olan uygun kardeş donörün bulunmadığı durumlarda akraba ve uyumsuz nakiller, yani doku grubu tam uygun olmayan kişilerden nakil yapmak üzere çeşitli formüller geliştirdik. Özellikle bu yeni geliştirilen metotlarda hasta ile donörün yüzde 100 uyumlu olması gerekmiyor. Yani bu uyum yüzde 50’de olsa nakil yapabiliyoruz. Ancak bu nakli yapabilmemiz için hücrelerin çeşitli işlemlerden geçirilmesi gerekiyor. Özellikle bu hücrelerin içerisinde reaksiyon yapan kısmını ayırıyoruz. Bunu seleksiyon yapıyoruz. Sonuçta lösemili hastalar reaksiyon olmadan, sıkıntı çekmeden hem daha kolaylıkla donör bulabiliyorlar hem de uygunsuz olan donörlerden daha sıkıntısız ve risksiz nakil yapabiliyoruz” diye konuştu.

Laboratuvarlarında hücre ayırım cihazlarının olduğunu belirten Ünal, “Hücreleri ayırıyor ve seleksiyon yapıyoruz. Ayırdığımız hücrelerin bir kısmı alfa-beta dediğimiz özellikle reaksiyon yapan kısımları ayırıyoruz. Diğer gama-delta dediğimiz kısımları ise, hastalara uygulayarak lösemiye karşı etkili mücadele sağlayacak hücreleri vermiş oluyoruz. Bu şekilde yapılan işlemlerde, ‘bir hastanın donörü yoktur’ artık denmiyor. ’Donör yoktur’ gibi bir deyimi artık ortadan kaldırmış olacağız. Büyük taramalar gerektiren diğer donör aramaları yine yapıyoruz ama tabi hastalarımızın yüzde 50’si uygun kardeş donör bulamıyor. Bu donörü bulamayan hasta grubu için bu iyi bir nimet oluyor” şeklinde konuştu. 

11 views

Doktorlardan önemli uyarı

İzmir’de yaşayan ve sağlığına kavuşması için Türkiye’nin seferber olduğu 8 yaşındaki lösemi hastası Melis Akbaş’a, beklenen ilik nakli dün saat 23.00 sıralarında yapıldı. Yaklaşık 1 saat 10 dakika süren ilik naklinin ardından yeni bir hayata adım atan Melis’in, odasında dinlendiği ve durumunun iyi olduğu belirtildi.

Ameliyatı yapan doktorların, sağlığına kavuşması yönünde umutlarının fazla olduğunu söylediği öğrenildi. Naklin ardından kızının sağlık durumu hakkında bilgi veren Bahadır Akbaş, “Melis’in genel durumu, sağlığı çok iyi. Naklin ardından gözlerini açtığında oldukça sevinçliymiş.” dedi.

Sevil ile Bahadır Akbaş çiftinin küçük kızları Melis Akbaş’a, 4,5 yaşındayken lösemi teşhisi koyulmuştu. Yaklaşık 2,5 yıl süren tedavinin ardından 20 gün sonra tekrar kansere yakalandığı anlaşıldı. Tedavisine Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde devam edilen Melis için uygun iliğin bulunması için Türkiye seferber oldu. Almanya’dan gelen ilk haber önce sevince, daha sonra hüzne yol açtı. Ardından yurt çapında binlerce kişi, uygun iliğin bulunması için kan verdi. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, uygun iliğe sahip donörün ikinci kez Almanya’da bulunduğunu açıkladı.

Melis’e nakledilecek ilik, dün saat 22.00 sıralarında kuryeler tarafından İzmir’e getirildi. EÜ Tülay Aktaş Onkoloji ve Kemik İliği Hastanesi’ne ulaşmasının ardından Melis, saat 23.00 sıralarında ameliyata alındı ve ilik başarıyla nakledildi. Annesi Sevil Akbaş’ın başından bir an olsun ayrılmadığı Melis, bugün sabah saatlerinde gözlerini açtı. Sevinçli olduğu öğrenilen Melis’in odasında dinlenmeye devam ettiği, üç haftalık sürecin ardından iliğin uyum sağlayıp sağlamadığının belli olacağı kaydedildi.

Hastane bahçesinde bekleyişini sürdüren ve mutluluğu gözlerinden okunan baba Akbaş, “Çok mutluyum, nakil başarıyla yapıldı. Şu an Melis’in genel durumu, sağlığı çok iyi. Destek tedavisi yapılıyor. Önümüzde üç haftalık bir sürecimiz var. Bunun sonucunda iliğin uyum sağlayıp sağlamayacağı belli olacak. Naklin ardından gözlerini açtığında oldukça sevinçliymiş. Kahvaltısını da yapmış. Doktorlar, Almanya’dan gelen ürünün çok kaliteli olduğunu söylediler. İnşallah Melis bunu başaracak. En kısa zamanda inşallah sağlığına kavuşur ve yuvasına döner.” diye konuştu.

İKİ BAKANDAN GEÇMİŞ OLSUN TELEFONU

Bahadır Akbaş, ameliyatın ardından Bakan Müezzinoğlu ile Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın, telefon ederek geçmiş olsun dileğinde bulunduğunu söyledi. Yaşadıkları uzun ve zor süreçte kendilerine destek verenlere teşekkür ederek, “İnşallah kemik iliği bekleyen çocuklarımıza da beklenen ilik bulunur ve sağlıklarına kavuşurlar.” dedi.

4 views

Süper meyve kivi!

Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Muhammed Mısır, “112 acil rüşvet skandalı” iddiası üzerine, tahkikatın daha sağlıklı yürümesi adına görevinden istifa ettiğini bildirdi.

Mısır’ın avukatı Fatih Erdöl, yaptığı yazılı açıklamada, son günlerde çeşitli basın yayın organlarında ve internet sitelerinde “112 acil rüşvet skandalı” şeklinde haberler yayınlandığını, müvekkilinin “rüşvet alan kişi” olarak gösterilerek gerçekle ve habercilik ahlakıyla uyuşmayacak şekilde itham edildiğini belirtti.

Olayla ilgili Mısır hakkında başlatılan herhangi bir soruşturma veya açılan bir dava olmadığını, aksine konuyla ilgili gerekli tahkikakın yapılmasının müvekkilinin kendi talebi olduğunu ifade eden Erdöl, “Müvekkilimiz tahkikatın daha sağlıklı yürüyebilmesi adına Sağlık Bakanlığı’ndaki Müsteşar Yardımcılığı görevinden istifa etmiştir” dedi.

Hiçbir bilgi ve belgeye dayanılmaksızın, Mısır’ın olmadığı bir ortamda gizli kamerayla çekildiği iddia edilen, üçüncü kişilere ait bir video kaydındaki beyanlara dayanılarak müvekkili hakkında bu tarz mesnetsiz haberlerin yapılmasının habercilik ahlakına aykırı olduğunu kaydeden Erdöl, hukuka aykırı şekilde asılsız haberler yapan sorumlular ve iddiada bulunanlar hakkında yasal girişimlerin başlatıldığını belirtti. 

2 views

Her yaş için şifalı bitki

Sakız çiğneminin gençlerde baş ağrıları ve migrene yol açabileceği belirlendi. İsrail’deki Tel Aviv Üniversitesi’nden Dr. Nathan Watemberg ve ekibi, sakız çiğnemenin etkilerini tespit edebilmek için bir araştırma yaptı.

Araştırmaya kronik baş ağrıları olan ve günde 1-6 saat sakız çiğneyen gençler katıldı.

Bilim adamları, gençlerden 1 ay boyunca sakız çiğnememesini istedi.

Sakız çiğnemeyi bir süre bırakanların baş ağrılarının tamamen kaybolduğu, bazılarınınkinin ise sıklığı ve şiddetinin azaldığı görüldü.

Tekrar sakız çiğnemeye başlayan katılımcıların kısa süre sonra baş ağrıları geri döndü.

Watemberg, sakız çiğnerken alt çene ekleminin fazla çalışması ve yorulmasının baş ağrılarına yol açabileceğini belirtti.

Bilim adamı, kronik baş ağrıları çeken gençlere sakız çiğnememe önerisinde bulundu.

Araştırmanın sonuçları, “Pediatric Neurology” dergisinde yayımlandı.  

2 views

Her derde deva bitki

Bursa Halk Sağlığı Müdürü Uzm. Dr. Resul Özbek, öksürürken ya da aksırırken ağzın elle kapatılmaması gerektiğini belirterek, “Elinize yapışan virüsler ya da mikroplar kolay temizlenmez ve bu şekilde mikrop farklı kişilere bulaşabilir. Hapşırma ya da öksürme öncesi kağıt mendil kullanın ve hemen atın. Yanınızda mendil yoksa başınızı insanlardan uzak bir tarafa çevirerek havaya hapşırın” dedi.

Resul Özbek, grip gibi benzeri hastalıklardan korunmanın yollarını anlattı. Kış aylarında üst solunum enfeksiyonları olan grip ve nezle gibi hastalıkların görülmeye başladığını ifade eden Uzm. Dr. Resul Özbek, “Toplu taşıma araçları, alışveriş merkezleri, kalabalık iş yerlerinde birçok insanla temas oluyor. Bu temas sonrasında mikrop alabiliyoruz. Normalde bu tür hastalıklar aksırmak, öksürmek ve solunum yoluyla 1 buçuk metre kadar alana yayılırlar. Direk bu havayı soluyanlar ve damlacıkların temas ettiği yerlerden herhangi bir şey yiyip içenler bu virüsleri alabilirler” dedi.

Giyim konusunda tedbirli olunması gerektiğini belirten Özbek, “Kış mevsimine göre giyinmekte fayda var. Aşırıya kaçıp çok terlemek ne kadar yanlış olacaksa, vücudu soğuktan korumayacak şekilde giyinmekte o kadar yanlış olur. Daha çok kalabalık ortamlar otobüsler kalabalık alışveriş ortamları hastalanmak için uygun alanlar. İş yerleri de mikropların bulaşmasına vesile oluyor. Özellikle soğuk havaların devam ettiği içinde bulunduğumuz Aralık ve Ocak ayı üst solunum yolu hastalıkları yoğun yaşanır. Boğaz ağrısı hafif ateşle belirir. Kalabalık ortamlarda insanlarla iç içe olmak hastalıkların tekrarlamasına neden olur. Her seferinde başka bir virüs alındığı için hastalık nükseder. En iyi korunma yolu solunum yolu ile bulaştığı için tedbir alınabilir. Hasta olana bir buçuk metreden fazla yaklaşmamak lazım. Hasta olan kişiler çevreyi korumalıdır. Öksürürken ağzımızı yüzümüzü tam kapatmak tedbir olur” diye konuştu.

Hastalanma belirtisi görüldüğünde antibiyotik uygulanmaya başlandığını söyleyen Özbek, hastalık belirtilerinin kendini göstermesiyle mutlaka aile hekimine başvurulmasını istedi.

“Mendil yoksa havaya hapşırın”

Özbek, nezle ya da grip konusunda tavsiyelerde de bulundu. Kış mevsiminde nezle ya da gribe yakalanmamak için ellerin sık sık yıkanmasında fayda olduğunu belirten Özbek, şöyle devam etti:

“Çoğu grip ve nezle virüsü dokunmayla geçer. Gripli olan birinin telefon, klavye veya mutfak eşyalarına dokunması grip virüsünün yayılması için yeterlidir. Bu mikroplar saatlerce, hatta bazı durumlarda haftalarca, başkası bu eşyalara dokununcaya kadar bu tür zeminlerde yaşayabilirler. Bu yüzden ellerinizi sıkça yıkayın. Öksürürken ya da aksırırken elinizle ağzınızı kapatmayın. Çünkü elinize yapışan virüsler ya da mikroplar kolay temizlenmez ve bu şekilde mikrop farklı kişilere bulaşabilir. Hapşırma ya da öksürme öncesi kağıt mendil kullanın ve hemen atın. Yanınızda mendil yoksa başınızı insanlardan uzak bir tarafa çevirerek havaya hapşırın.”

“Bol su için”

Üst solunum yolu hastalıklarından korunmak için bol sıvı içilmesini tavsiye eden Özbek, “Çok su içmek vücudunuzdaki virüslerin temizlenmesini sağlar. Günde 8 bardak su için önerisine uymuyorsanız yeterince su içmeye özen göstermelisiniz. İdrarınızın rengi açık sarı görünüyorsa yeterince su alıyorsunuz demektir, koyu sarıysa daha çok su içmelisiniz. Temiz hava alın. Hava almak önemlidir. Soğuk havalarda merkezi ısıtma sistemiyle ısınan ortamlardan dışarı çıktığınızda vücudunuz grip ve mikroplara karşı daha korunmasız olur. Soğuk havada içeride kalan insanlar, kuru ve aynı havayı sürekli soludukları için virüslere maruz kalırlar” ifadelerini kullandı. Özbek, mevsimine uygun meyve ve sebze yenmesinin metabolizmayı güçlendirdiğini de sözlerine ekledi.

0 views

‘Kist’ diye böbreğini aldı

Sağlık Bakanlığınca, elde edilen göstergelere göre, içinde bulunulan bugünlerde gribin yoğunluğunun arttığını bildirildi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, dünya genelinde mevsimsel ve yaygın görülen gribin her yıl çok fazla insanın ciddi olarak hastalanmasına neden olduğu belirtildi.

Türkiye’de insanları bu hastalıktan korumak amacıyla Sağlık Bakanlığınca özel programların yürütüldüğüne, hastalığın tiplerinin, yaygınlığının ve etkisinin izlendiğine işaret edilen açıklamada, ”Elde edilen göstergelere göre ülkemizde, 2013-2014 grip mevsimi içinde bulunduğumuz bugünlerinde gribin yoğunluğu artmaktadır” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, gribe karşı alınacak önlemler şöyle sıralandı:

”Hasta kişiler ile yakın temastan kaçınılmalı, grip benzeri bir hastalık geçirildiğinde evde istirahat edilmeli, hastayken, hastalığı bulaştırmamak için mümkün olduğunca diğer insanlarla temas sınırlandırılmalı, aksırma ve öksürme esnasında burun ve ağız kağıt mendille kapatılmalı ve kullanılan kağıt mendil çöp kutusuna atılmalı, eller, sabun ve su ile sık sık yıkanmalı, bulaşma yollarından olan ağız, burun ve gözlere kirli ellerle temas etmekten kaçınılmalı, yüzeyler sık sık temizlenmeli, risk gruplarınagrip aşısı uygulanmalı (içinde bulunduğumuz hafta itibarıyla halen grip aşısı yaptırılması mümkündür).”

”Antibiyotikler gribi tedavi etmez”

Grip geçirilirken, belirtilerin ağırlaşması durumunda bir hekime başvurulması ve hekim tavsiyelerine göre gerekli ilaçların kullanılması gerektiği vurgulanan açıklamada, ”Antibiyotikler gribi tedavi etmezler bu nedenle hekim tavsiyesi dışında antibiyotik kullanılmamalıdır. Mevsimselgrip hastalığının yoğunlaştığı bugünlerde gripten korunmada yeterli ve dengeli beslenme ile yeterli istirahatin önemi de unutulmamalıdır” değerlendirmesinde bulunuldu. 

5 views

Annesinin sesiyle hayata döndü

Kırklareli’de yüz nakli bekleyen Recep Kaya’ya yeni yıl öncesi müjdeli haber geldi

Daha önce ten uyumu nedeniyle naklin yapılmaması üzerine büyük üzüntü yaşayan Recep Kaya, Akdeniz Üniversitesi’nden gelen telefon üzerine yeni yüzüne kavuşmak üzere Antalya’ya gitti.

2004 yılında babasının av silahı ile oynadığı sırada silahın ateş alması sebebiyle yüzünden yaralanan Recep Kaya, 9 yıldan beri yüzünün tedavi edilmesini bekliyordu. Yaklaşık 3 ay önce Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden gelen telefon üzerine yola çıkan ancak, bulunan donörün siyahi olması nedeniyle nakli yapılamayan Kaya, İstanbul’dan geri dönmüştü.
Uzun süreden beri yüz nakli bekleyen Kaya’ya müjdeli haber Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden geldi.
Uygun donörün bulunduğu telefonun gelmesi üzerine 112 Acil Servis Ekiplerince evinden alınan Kaya Antalya’ya gitti.

Recep Kaya’ya uygun donörün Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinden bulunduğu kaydedilirken, başarılı operasyonlara imza atan Profesör Ömer Özkan’ın nakil olacak yüzü almak için Antalya’dan hareket ettiği öğrenildi.

KIRKLARELİ’NDEN DÖRT SAATTE ANTALYA’YA GELDİ

Kırklareli’de yüz nakli bekleyen Recep Kaya’ya yeni yıl öncesi müjdeli haber Antalya’dan geldi. Yaklaşık üç ay önce ten uyumu nedeniyle yüz nakli yapılmayan Recep Kaya, Akdeniz Üniversitesi’nden gelen telefon üzerine yeni yüzüne kavuşmak üzere Antalya’ya yola çıktı. Saat 03:20’da Antalya Havalimanına inen Kaya’yı hava alanında Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Koordinatörü Nilgün Keçecioğlu karşıladı.

Hastaneye ait bir araçla havaalanından alınan Kaya İle beraberinde refakatçi olarak halası Elliye Peközer de Antalya’ya geldi. 10 dakika içinde havaalanından hastaneye gelen Recep Kaya, akşam saat 21 sıralarında müjdeli haberi aldığını söyledi. Kırklareli’nden önce İstanbul’a, ardından Antalya’ya dört saatlik bir yolculuktan sonra geldiğini kaydeden Kaya, çok mutlu olduğunu belirti. Türkiye’de ilk yüz nakilli gerçekleştirilen Uğur Acar gibi hastaneye girişte zafer işareti yapan Kaya ameliyata hazırlık için B blok 2’inci kata çıkarıldı.

Kaya’ya Çorlu’da hayatını kaybeden donörün yüzü Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Estetik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, tarafından nakledilecek. Özkan’ın sabah saat 8 sıralarında nakil edilecek yüzü alıp Antalyaya gelip ameliyata girmesi bekleniyor. Nakil Türkiye’nin 7’inci, Akdeniz Üniversitesinin ise 5’inci yüz nakli olacak.

2004 yılında babasının av silahı ile oynadığı sırada silahın ateş alması sebebiyle yüzünden yaralanan Recep Kaya, 9 yıldan beri yüzünün tedavi edilmesini bekliyordu. Geçen şubat ayında nakil için Antalyaya gelip Akdeniz Üniversitesine başvuran Yaklaşık 3 ay önce de aranan yüz bulundu denilip hastaneye çağrılan, Kaya ancak bulunan donörün siyahi olması İstanbul’dan geri dönmüştü.

1 views

Cilt kanserine karşı süt

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uslu, turpgiller familyası sebzelerin kanser önleyici etkisi bulunduğunu söyledi.

Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Kimya Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Uslu, turpgiller familyasına ait sebzelerin başta akciğer, prostat, bağırsak ve göğüs kanseri olmak üzere neredeyse tüm kanser türlerine karşı hem koruma hem de ilaç gibi iyileştirme özelliği olduğunu belirtti.

Uslu, lahana, karnabahar, brokoli, Brüksel lahanası, beyaz ya da kırmızı turp gibi sebzelerin kanserli hücreler üzerinde adeta kanser ilaçlarıyla aynı etkiyi gösterdiğini savundu.

Turpgiller familyası sebzelerin kanser önleyici etkisinin, içerdikleri kanser hücrelerinin üremesini engelleyen kimyasal izotiyosiyanat maddesi adı verilen bitki kimyasallarından kaynaklandığını ifade eden Uslu, “İzotiyosiyanatlar açısından en zengin diğer turpgiller lahana, kıvırcık, marul, brokoli ve özellikle karalahanadır. Bu maddenin bozulmaması için turpgillerin mümkün mertebe çiğ ve taze yenilmesi gerekiyor. Örneğin brokoli filizleri, olgun brokoliye göre 30 kat fazla izotiyosiyanat içermektedir” dedi.

“İzotiyosiyanat kimyasalı en fazla kapari bitkisinde bulunuyor”

Uslu, izotiyosiyanat adı verilen kimyasal maddenin sebzeler doğrandığında, çiğnendiğinde ve sindirildiğinde ortaya çıktığını anlatarak, şöyle devam etti:

“İzotiyosiyanat kimyasalı en fazla kapari bitkisinde bulunuyor. Günümüzde marketlerde rahatlıkla turşusunu bulabildiğimiz kapari bitkisinde yüzde 40 metil izotiyosiyanat, yüzde 21 izopropil izotiyosiyanat ve yüzde 6 butil izotiyosiyanat mevcut. Kapari çok etkili kanser önleyici ve iyileştirici besindir.”

Avrupa ülkelerine tonlarca ihraç edilen kapari bitkisinin, Türk halkı tarafından neredeyse hiç tüketilmediğine dikkati çeken Uslu, “Belkide o ülkelere göre, ülkemizde daha fazla görülen kansere yakalanma oranına, yüksek miktarda sigara tüketiminin yanı sıra turpgiller ve özellikle kapari gibi kanser önleyici besin maddelerini çok fazla miktarda, çiğ ve pişirilmeden tüketmememiz neden olmaktadır” diye konuştu. 

1 views

‘Tam Gün’de flaş gelişme!

Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Leyla Sağlam, kirli havalarda doğru nefes almanın çok önemli olduğunu vurgulayarak, mutlaka ağız ve burun kısmının eşarp ya da kaşkolla kapatılması gerektiğini söyledi.

Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Leyla Sağlam, Erzurum’da hava kirliliğinin çok büyük bir sorun olduğunu belirtti. Palandöken’e çıkıldığı zaman Erzurum şehir merkezinin üzerinde siyah bir tabaka oluştuğunu, şehrin görünmediğin anlatan Sağlam, “Bu görüntü yazın yok. Kışın ısınmak için kullandığımız yakıt türleri var. Bunlar fosil yakıtlar, katı yakıtlar olabiliyor. Bunların yanmasıyla ortaya çıkan çeşitli gazlar ve hava kirleticiler söz konusu. Hava kirliliği, insanların sağlıklarını bozacak derecede havadaki partiküllerin bozulmasıdır” dedi.

Hava kirliliğinden en çok göğüs hastalarının muzdarip olduğunu dile getiren Sağlam, kış aylarında hasta sayılarının arttığını söyledi. Hastaların oksijenlenmesinin düştüğünü dile getiren Sağlam, “Havada normalde yüzde 70 oranında azotoksit var, yüzde 20 civarında oksijen var. Bunlar çok değişmiyor ama daha az miktarda olan karbonmonoksit, karbondioksit türü gazların oranları değişiyor. Bu da insanların sağlıklarını bozuyor. Bu hava kirliliğinden en çok bizim hastalarımız muzdarip. Koah dediğimiz, süregen, kronik tıkayıcı hava yolu hastalığı olanlar, zararlı gazların ortamda artmasıyla nefes darlığı çekiyor. Bu zararlı gazlar kandaki hemoglobine oksijenden daha çabuk tutunuyor. Bu hastalarımızın da oksijenlenmesi düşüyor. Bu hastalarımıza kirli havalarda mümkün olduğu kadar dışarı çıkmayın diyoruz” diye konuştu.

Astımlı hastalarda da bu hava kirliliğinin tetik çeken bir faktör olabildiğini hatırlatan Sağlam, çocuk ve yaşlıların da kirli havalarda korunması gerektiğini vurguladı. Kış aylarında büyük bir kesimin katı yakıt kullandığını dile getiren Sağlam, şunları kaydetti: “Bacalara filtre takılmalı, soba ve kombilerin bakımları yaptırılmalı. Araba egzozları da büyük etkenlerden biri. Kişisel bazda önlem alabiliriz. Ev ısıları 20 dereceye sabitlenmeli. Hem daha az yakıt kullanılır hem de havaya zehirli gaz salımı minimum düzeye iner. Artık herkesin bir arabası var. Kış ayalarında tek araçla çıkılabilir ya da toplu taşıma tercih edilebilir. Kurşunsuz benzin tercih edilmeli, çünkü kurşun da toksit bir madde. Herkes biraz önlem alsa hava kirliliği biraz azalabilir ama çözüm toptan yapılmalı.”

Şehirlerin büyümesiyle binaların da yüksek katlı yapılmaya başlandığını ifade eden Sağlam, bir alanda yüksek evlerin çoğalmasının daha çok yakıt tüketimi anlamına geldiğini bunun da hava kirliliğini arttıran bir etken olduğunu söyledi. Hava kirliliğinden korunmak için kişisel bazda önlemler alınabileceğini vurgulayan Sağlam, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hasta veya sağlıklı da olsak doğru nefes almalıyız. Doğru nefes almak çok önemli, burnumuzdan alıp ağzımızdan vermeliyiz. Burnumuzdan nefes alırken hava hem partiküllerden temizleniyor hem de ısınmış oluyor. Mutlaka ağız ve burun kısmını eşarp ya da kaşkolla kapatmamız gerekir. Mecbur kalmadıkça dışarı çıkmamak gerekir.”  

2 views

Arama
RSS
Beni yukari isinla